Anasayfa   Bülten Arama   Üyelik 
   Basın Bülteni
    Teknoloji     Binek     Concept     Firma
Saab BioPower: Daha Yeşil Bir Geleceğe Doğru… (26 Mayıs 2006)
Yeniden değerlendirme (recycling), çevrenin korunmasına yardım eden uygulamalarda biri olarak artık iyice yerleşmiş bir yöntemdir. Şimdi Saab BioPower - Atmosferdeki karbon dioksiti ‘yeniden değerlendiren’, geri-dönüşümlü, yenilenebilir bir yakıt olarak biyo-etanol kullanıyor. Pratik, kullanışlı, sürdürülebilir ‘yeşil’ güç, motor performansını artırmaktadır. Saab Biopower 9-5 2.0lt turbo yeni model yılı (2007) ile beraber Türkiye pazarına sunulmuş olacak.

İsveç, çevrenin korunması alanında çok uzun bir kültürel geleneğe sahiptir. Bu durum, Saab’ın kendi başarılarında en mükemmel şekilde yansıtılmıştır: Asbestsiz (asbestos-free) fren balatalarının ilk öncü tanıtımından klima sistemlerinden CFC’lerin çıkartılmasına kadar… Şimdi Saab BioPower, küresel çevre için ana tehditlerden birini oluşturan karbon dioksit (CO2) gibi “sera” gazlarının etkilerini azaltmak üzere bir imkân sunuyor. BioPower’un dünya çapında yaygın adaptasyonu, (petrol gibi) fosil yakıtlara tarihsel bağımlılığımızı yenmemize de yardımcı olabilir.

Bir yakıt olarak biyo-etanolün yararlarını ortaya koyarken – hem daha fazla motor gücü hem de sıfır düzeyde fosil yakıt CO2 emisyonlarına neden olur – Saab, biyo-yakıtların büyüme ve gelişmesini teşvik etme alanında Avrupa Birliği ve İsveç hükümetinin girişimlerini desteklemektedir. Örnek olarak, Saab’ın güncel Saab 9-5 BioPower modellerinin olağanüstü başarıları, çevresel yararların daha da sportif bir performans seviyesi ile nasıl sağlanabileceğini en mükemmel şekilde göstermektedir.

Saab Automobile Genel Müdürü Jan Âke Jonsson, bu konuda şu açıklamayı yaptı: “Gelecekte ulaşım ve taşımacılık için enerji ihtiyaçlarımızı karşılarken ortaya çıkabilecek krizleri önlemek amacıyla aksiyon adımları atmamız gereken bir dönüm noktasına ulaşmış bulunuyoruz. Biyo-etanol, bunun için son derece etkili bir ilk adımdır. Bizleri eski fosil yakıtlardan yeni, sürdürülebilir teknolojilere doğru yönelten bir köprüdür.”

Niçin BioPower ?

Yeniden değerlendirilebilir, geri-dönüşümlü bir yakıt olarak biyo-etanol kullanılması – ki eğer karayolu taşımacılığı tarafından sağlanan büyük mobilitenin (hareket gücünün) sürdürülebilir, kalıcı olmasını istiyorsak - küresel çapta ele alınması gereken iki önemli konuya bir yanıttır. İlk olarak, CO2 seviyeleri oluşumu ile savaşılmasına acil ihtiyaç vardır. İkinci olarak, petrole bağımlılığımızı yenmek için alternatifler bulunmalıdır. Kısa bir süre sonra küresel doğal kaynaklar, artık giderek yükselen talep ile başa çıkamayacaktır ve nihayet bu kaynakların tamamen bitip tükenmesi yalnızca bir zaman sorunudur.

Küresel CO2 seviyelerinin uzun zaman dilimleri boyunca süren doğal dengesi, bundan tam bir yüzyılı aşan bir süre önce, fosil enerji kullanımına dayanan sanayileşmenin ortaya çıkışı ile birlikte değişmeye başladı. Birleşmiş Milletler’in bir organı olan İklim Değişiklikleri Uluslararası Paneli [Inter-Governmental Panel on Climate Change (IPCC)], küresel çapta atmosferik CO2 seviyelerindeki % 35’lik bir artışta başlıca sorumlunun işte bu süreç olduğunu tahmin etmektedir.

Gelişmiş ülkeler dünyasında sanayi süreçleri iyileştirilirken, karayolu taşımacılığından kaynaklanan fosil CO2 emisyonları yükselmeye devam etmektedir ve bu durumun şimdi “sera etkisi” nin başlıca nedeni olduğu geniş çapta kabul edilmektedir. Eğer bu alanda gerekli aksiyon adımları biran önce atılmazsa, geleceğe ilişkin beklentiler, ümitler karanlıktır. Sürdürülebilir Gelişme için Dünya İş Konseyi [World Business Council for Sustainable Development], gelecek 25 yıl içinde, büyük oranda Çin’deki ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki dev büyüme nedeniyle dünyadaki taşıt sayısının iki misli artacağını tahmin etmektedir.

Bir yakıt olarak biyo-etanol kullanımı, bu çevresel trendin tersine dönmesine yardımcı olabilir. Çünkü biyo-etanol tüketimi, atmosferdeki CO2 seviyelerini artırmaz. Şu anda bile ticarî olarak tarımsal ürünlerden; Brezilya’da şekerkamışından ve A.B.D.’de mısırdan üretilmektedir. Ve İsveç’te ağaç ve orman yan ürünlerindeki selülozdan biyo-etanol üretmek için araştırmalar başlamıştır.

Benzin veya dizelin aksine, biyo-etanol tüketimi, atmosferdeki CO2 oranını artırmaz. Çünkü sürüş sırasında çıkan emisyonlar, dönüşüm için yeniden tarımsal ürünler yetiştirildiği zaman fotosentez süreci ile atmosferden çekip alınan CO2 seviyesi ile dengelenir. Bu şekilde, atmosferde bulunan CO2, en yalın şekilde yeniden değerlendirilir. Diğer yandan benzin gibi fosil yakıt kullanımı, milyonlarca yıl boyunca yeraltında kilitli tutulan CO2 miktarlarını yeniden atmosfere serbest bırakır.

Pratik çözüm

Aslında biyo-etanol, bugün kullandığımız benzin karışımlarının birçoğuna çok küçük miktarlarda (% 5 – 10 oranında) eklenmektedir. Alternatif bir yakıt olarak tüm dikkatleri üstünde toplamasının başlıca nedeni, şu gerçektir: Biyo-etanol, şimdi bugün burada vardır ve hemen piyasadan temin edilebilir. Yeni teknolojilere pahalı yatırımlar yapılması gerekmez. Çünkü aynı benzin ve dizel gibi sıvı bir yakıttır, mevcut yakıt besleme alt-yapı sistemlerinden rahatça dağıtımı yapılabilir.

Diğer büyük bir avantajı da şu anda mevcut yakıtlara paralel tanıtılabilir. Ve Saab 9-5 BioPower gibi “esnek-yakıtlı (flex-fuel)” araçlar, sürücünün hiçbir ek ayarlama yapmasına gerek kalmadan istenilen oranlarda biyo-etanol veya benzin ile çalışabilir. Sonuç olarak, bir Saab BioPower sürücüsü, eğer E85 yoksa, istediği zaman yakıt deposuna benzin de doldurabilir.

BioPower, General Motors’un geleceğe yönelik propülsiyon stratejisinde üç-çatallı yaklaşımın (three-pronged approach) bir bölümüdür. Yakın dönemde, biyo-etanol gibi geri-dönüşümlü yakıtların kullanımı ve ayrıca benzin ve dizel şanzımanlardaki gelişmeler, bir ilk adım sağlayacaktır. Elektrik gücü kullanan, enerji verimi yüksek melez (hibrid) araçlar, bir sonraki gelişme olacaktır. Nihayet hidrojenden güç alan yakıt hücreleri, çevresel bakımdan en son yanıtı sunacaktır. Bu teknolojiler karşılıklı olarak birbirini dışlamaz. Ancak rahat geçiş dönemleri sağlamak üzere birbirine paralel şekilde kullanılabilir.

Sportif çözüm

Biyo-etanol yakıtı turbo-şarj sistemi ile birleştiren Saab BioPower, bu yakıtın yüksek oktan performansının yanısıra çevresel avantajlarından da sonuna kadar tam olarak yararlanmaktadır. İsveç’te Saab 9-5 2.0t BioPower modelin olağanüstü satış başarısı, bu üstün teknolojiyi en mükemmel şekilde kanıtlamıştır.

Benzinin 95 RON oktan sayısı ile karşılaştırırsak, 104 RON oktan sayısına sahip E85 (% 85 biyo-etanol / % 15 benzin) yakıt ile çalışarak % 20 daha fazla maksimum güç ve % 16 daha fazla maksimum tork üretmektedir. Sonuçta hızlanma daha da iyileşerek, 0 – 100 km/saat hızlanma 8.5 saniyede başarılır. Normal benzinle çalışan 9-5 Sedan için aynı hızlanma değeri 9.8 saniyedir.

Biyo-etanol ile çalışan turbo-şarj sistemi, daha yüksek bir sıkıştırma oranının kullanılmasına izin verir. Bu da motor gücü artışı sağlar. Ayrıca zarar verici ‘vuruntu (knocking)’ veya ön-detonasyon nedeniyle benzinli sistemde mümkün olmayabilen daha ileri düzeyde gelişmiş ateşleme zamanlamasına da izin verir. Saab 9-5 BioPower motor için donanımda yalnızca şu modifikasyonların yapılması gereklidir: Yakıt deposu, pompa, yakıt hatları ve konektörler dahil yakıt sistemine daha dayanıklı valflar ve valf yataklarının biyo-etanol uyumlu malzemeler ile birlikte takılması…

Bugün için E85, dondurucu ısı derecelerinde oluşan soğuk başlatma sorunlarını yenebilecek şekilde uyarlanmıştır (adapte edilmiştir). Ancak şu anda Saab, fosil yakıt emisyonlarını tamamen sona erdirmek üzere tüm koşullar altında saf E100 ile çalışabilen motorlar geliştirmektedir. Aero X Concept otomobildeki BioPower 2.8V6 turbo motorda ilk kez tanıtılan bu teknoloji, kıvılcım ateşlemeli doğrudan püskürtme [spark ignited direct injection (SIDI)] sistemini içerir. Bu sistem, BioPower motorlar için, benzinli karşıtları ile aynı düzeyde başlatma performansı sağlar.

Avrupa’daki gelişmeler

Avrupa Birliği’nde enerjinin vergilendirilmesi konusunda 1 Ocak 2004’ten itibaren yürürlüğe giren en son yönetmelik, üye devletlere saf veya düşük oranlı karışımlar olarak biyo-yakıtların tamamen vergiden muaf tutulması ya da bu çeşit yakıtlar için vergi indirimleri uygulanması çağrısında bulunmaktadır. Avrupa Birliği, daha sonra yine buna paralel bir yönetmelik yayımlayarak üye devletlerden, karayolu taşımacılık sektöründe enerji ihtiyaçlarının giderek artan oranlarda – 2010 yılına kadar hedef % 5.75’tir – biyo-yakıtlar tarafından karşılanmasının temin edilmesini istemektedir.

Avrupa’da daha fazla biyo-etanol üretimi, tarım için de faydalı olabilir. Çok büyük miktarlarda tarımsal ürün fazlaları birikimine devam etmek yerine, çiftçiler daha temiz bir çevreye katkıda bulunabilir ve geniş toprak alanlarını dönüşüm için tarımsal ürün üretimine adayarak Avrupa’nın fosil yakıtlara bağımlılığının azaltılmasına yardımcı olabilir.

Avrupa Birliği, aynı zamanda bu yıl başlayan BEST [Sürdürülebilir Ulaşım & Taşımacılık için Biyo-Etanol (BioEthanol for Sustainable Transport)] girişimini de desteklemektedir. AB’nin altı ülkesindeki (Hollanda, İngiltere, İtalya, İrlanda, İspanya ve İsveç) kamu yetkilileri ve şirket filo operatörlerinin, Saab 9-5 BioPower dahil biyo-etanol yakıtla çalışan taşıtların yol performansını test etmek ve değerlendirmek için bir fırsatı olacaktır.

Ve nihayet A.B.D.’de, GM şu duyuruyu yapmıştır: Kaliforniya Ulaşım ve Taşımacılık Departmanı için, yerel biyo-etanol yakıt tedarikçiklerini de ilgilendiren büyük bir E85 denemesinde, GM, % 50 – 100 oranları arasında değişen esnek-yakıtlı araçlar temin etme planlarını açıklamıştır.
Yüksek çözünürlükte görmek için tıklayınız.



Yüksek çözünürlüklü görsel için yukarıdaki resmin üzerine tıklayınız.
Yüksek çözünürlükte görmek için tıklayınız.



Yüksek çözünürlüklü görsel için yukarıdaki resmin üzerine tıklayınız.
Saab fiyat ve kampanyaları hakkında daha detaylı bilgi almak için lütfen http://www.saab.com.tr adresini ziyaret ediniz.